Singapur uçağına bindim ama kendimi Afrika’da buldum !!!!

fal-ad1

Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım;

İşte döndüm evimdeyim 🙂
Singapur saatiyle sabah saat 9.30 uçağına bindim.
Tabi 9.30 uçağına binebilmek için 2 saat öncesinden havaalanında olmam
gerekiyordu,
Bunun için de sabah saat 6.00 da uyandım.
Sağ olsun oğlum Sertaç beni havaalanına kadar götürdü…
Kavuşmak çok güzel de, ayrılmak çok zor geliyor  bana…
Her ayrılık anında gözyaşlarımı tutamıyorum…
Yeniden kavuşuncaya kadar hep mahsun oluyorum.

Singapur havaalanı dünyanın en büyük sayılı havaalanlarından biri.
Uçağın kalkış kapısına gidebilmek için metrelerce yürüyen bantlar var,
Uçağımız tam saatinde havalandı, 12 saat sürecek bir yolculuk başlamış oldu…
Emirates Havayolları ile yolculuk yapacağım için Dubai aktarmalı bir
yolculuk olacak
Singapur Dubai arası 7 saat sürüyor…
Yolculuk esnasında yolcular rahat yolculuk yapsınlar diye hostesler
pervane oluyorlar…

Rahat bir yolculukla Dubai’ye vardık…
Dubai havaalanına inişimiz de tekerlek sesi bile hissedilmedi
pilotumuz harika bir iniş yaptı…
Emniyet kemerlerini açıp herkes ayaklandığında hostesler anons yaptılar
-Teknik bir arıza nedeniyle yerlerinizden kalkmayınız teknik ekibimizi
bekliyoruz – diye
Meğer uçağın çıkış kapılarında bir sorun olmuş, kapılar açılmadı…
Yaklaşık 20 dakika bekledik, gelen ekip kapıyı açtıktan sonra temiz
havaya kavuştuk…
Bavulunu alan kendini dışarı attı…
Ben İstanbul’a devam edeceğim için İstanbul uçağına koşturdum…

Dubai havaalanı yeni bir havaalanı.
Dünyanın en büyük havaalanı olsun diye özel yapılmış bir yer,
5 pisti var…
Bir ucundan diğer bir ucuna gidebilmek bile bir marifet…
Burada ki yürüyen bantlar daha da hızlı…
Havaalanında 1 saat bekledikten sonra İstanbul uçağına bindim…

İstanbul uçağına kendimi attığımda, 4 saatlik yeni bir yolculuk başlamış oldu…
Yine ikramlar, seyredilen filmler, okunan kitaplar, uçak içinde
yapılan sohbetler…
Yanımda oturan yolcu da tesadüfen Gediz’li bir eczacıymış..
Meslektaş olmamız nedeniyle yol boyunca sohbet ettik…
Madagaskar’dan geliyorlarmış…
18 kişilik bir heyetlermiş..
Kurban bayramı nedeniyle Madagaskar’a gitmişler ,
Kurbanlarını orada kesip oradaki  açlık sınırında olan insanlara dağıtmışlar,
Oradan geliyorlarmış…

Madagaskar’dan, Afrika’dan ve açlıktan bahsedince 2009 yılında
Tanzanya’ya yaptığımız seyahati anımsadım
Ülkenin başkenti Darüsselam ilk durağımızdı…
Uçaktan iner inmez kavurucu bir sıcakla kavrulmuştuk…
Çok değişik bir yerdi…

2. durağımız olan Arusha’dan Serengeti’ye uçakla gitmemiz gerekiyordu…

Fakat yoğunluk nedeniyle uçaklarda yer kalmamıştı,
Çaresiz kalmıştık, otel rezervasyonumuzu daha önceden yaptırmıştık…
Rica minnet bize bir uçak gönderdiler
Uçağı görünce hayret ettim tek pervaneli küçücük bir şeydi, korkarak
ve çekinerek bindik
Yanlız bizim için gelmişti, ben ve Sertaç bindik,
Pilotumuz çok sevimli bir Afrikalıydı, şakacıydı…
Dualarla kemerlerimizi bağladık, pilot tır tır tır pervaneleri çalıştırdı,
Gürültüyle havalandık 🙂
Sertaç bana, ben Sertaç’a bakıp -bindik bir alamete, hayırlısıyla
varalım selamete – der gibiydik 🙂

Hiç bilmediğimiz yerlerden geçiyorduk…
Bomboş araziler,
kah yeşillik, kah çöl gibi yerler,kah akar suların üstünden uçuyorduk..
Helikopter gibiydi, fazla yüksekten uçmuyordu…
Böylece 1 saat kadar uçtuk,
uçsuz bucaksız büyük bir araziye iniş yaptık…
Havaalanı bu uçsuz bucaksız doğanın kucağı idi…

Görünürlerde hiç kimse yoktu
Çadır gibi bir gölgelikten  ve güvenlik görevi yapan bir Afrikalı’dan
başka hiç bir hareket yoktu
Sıcak bir rüzgar esiyordu.
Ağaçların altında bir aslan öğlen uykusuna yatmış kuyruğunu sallıyor,
sinekleri kovalıyordu
o büyüklük, o sessizlik ve o  doğal ihtişam beni ürkütmüştü…
Sanki bir bomboşluğun içine iniş yapmıştık…
Havaalanı diye bir yer yok, iniş için bu boş  arazi vardı.

Rezervasyon yaptırdığımız otelin göndereceği bir jip gelip bizi alacaktı…
Neyse çok geçmeden geldi …
Otelimiz  Serengeti National Park içinde bir oteldi…
Vahşi hayatın içindeki  bu otelde, otel personeli ve birkaç müşteriden
başka kimse yoktu…

Evet uçak tek pervaneliydi, havaalanı yoktu, açlık, susuzluk ve vahşi
bir doğa vardı…

Orada hissettiğim duygular bana bambaşka dünya görüşü kazandırdı…

Orada insanlığı, hayata tutunuşu, azmi, ümidi ve sabrı gördüm.

Nerede olursanız olun, ihtişam içindeki bir yaşamda veya çaresizliğin içinde,

Umudunuzu hiç kaybetmeyin, sabırla ve azimle hayata tutunun..

Hayat, siz zordaysanız her yerde zor, bu zorluğu yenecek olan sizsiniz.

Siz Binnaz ablasının güzellerisiniz, azimli, umutlu ve çalışkansınız .

Hepinize sağlıklı, umutlu ve arzusuna kavuşmuş  hayatlar diliyorum
sevgili dostlarım !!!

Sevgilerimle

Binnaz ablanız 🙂

fal-ad1
Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.