Sevgi Fedakarlık İster

fal-ad1

Peki neden tanıdığını düşündüğünün kişilere tanıyamamışım sıfatını yapıştırırız zamanla?

sevgi4Karşılıklı bir oyunun içinde buluruz kendimizi. Iki tarafında toleransı yüksek, tahammül seviyesi yüksek ve yeni bir şey almış özeni olarak başlar bu oyun. Oyunun süresi 4 kırmızı kartta biter. Arkadaş, dost, sevgili ve tanıdık. Bir kaç çeşit hayatımızdaki insanların olan sıfatı. Haa bir de ‘kardeşim’ var oldukça arabesk kullanmayı tercih etmediğim bir kelime. Benim bir tane kardeşim var o da annemin benden sonra doğurduğu nüfusumuza kayıtlı kan bağı olduğum kişi. Bu kadar! Bunu kendisine söylemedğim için benimle savaşan biri de olmuştu. Ben kendi doğrumdan vazgeçmedim söylemedim dost bildim. O kendi doğrusundan vazgeçti kendi sıfatını bulamadı. Olsun ona da selam olsun.

Evet 4 kırmızı kartta biter demiştik. Uzatmalara kalmasın gözünüzü seviyim. Çünkü seyirci sahaya indiğinde o maç iptal ediliyor. Koşturmana, emeğine, ter dökmene ve kaybının ardından gelen gözyaşlarının daha acı verici oluyor. Düdüğü doğru yer ve zamanda sen çal. Sevgi emek ister. Selvi boylu al yazmalının unutulmaz mesajı. Annelerimizden çok değerli olduğunu bildiğimiz ve defalarca dinlediğimiz film. Belli zaman aralıklarıyla bizlerinde sevgi3izlediği zaman içerisinde farklı mesajlar çıkarıcağı mesajların olduğu bir film. Herkesin düşüncesi birbirinden farklı evet gerçekten sevgi emek ister. Ama ne derece hangi fedakarlıklarla? Herkesin sevgiyi verme ve alma anlayışı birbirinden farklı. O bardağa bir damla daha su koyarsan taşar bir yudum eksik bırakırsan susuz kalır. Senin fedakarlık diye düşünerek yaptığın birşey karşı taraf için ben bole yapmasını istememiştim ki gerek yoktu diyerek önemsizleşebiliyor. Sen kendini kötü hissederek ‘ama’ ben senin için bunları bunları yaptım diyerek anlatırken ama ‘şunu’ yapmadın ki cevap aldığında. Ağlayıp zırlayıp kendi içine küsüyorsun. Aslında böyle bir durumda karşı taraf haklı. Sen adını ‘fedakarlık’ olarak koyduğun ve yaptığın davranışlar karşı tarafın beklentisi doğrultusunda değil, kendine doğru gelerek KENDİN için yaptığın hareketler oluyor..

Tanıştın, ortak muhabbetlerin oldu güldün, ettin derdini dinledin sen anlattın o anlattı. Bir şekilde kendi yolunuzu çizdiniz. Artık arkadaşsınız. Şuna inanıyorum ki herşey bir vesile ve herşeyin bir sebebi var. Karşındaki insan senin aynan senin görmek istediğin ve görmemek istediğin yüzün. İlk başta duyduğumda bende anlamamıştım bunu. Nasıl yani görmemek istediğim yüzüm? Arkadaşım ve iyi anlaşıyorsam görmek istediğim yüzümdür o tamam. Görmemek istediğim yüzüm olsa arkadaş olmazdım heralde.

sevgi2Hayır işte tamda orda yanılıyorsun. Bir vesile ile hayatında herkes, eğer vesileler olmasaydı 100 milyar arkadaşın olurdu. Neden Güney Kore’nin bir semtinde oturan arkadaşın yok? Çünkü hayatında kesiştiğin bir nokta yok değil senin bir parçan yok diye düşünmelisin. Örneğin iş yerinde üst düzey birisi sen haklı olduğun halde gelip sana söylendi. Tabiki senin içinde bunların bir sürü açıklaması çıkar. Yok efendim patron onu fırçaladı o da geldi sana bağırıyor. İt ite it kuyruğuna. Gecesi kötü geçmiş. Menapoza girmiş. Antropoza girmiş sayar sayar durusun. Şu yönden bakmak hiç aklına gelmez belkide benim içimdeki huysuzu bana gösteriyor. Once senin içindeki o huysuzu öldürmen gerekiyor ki etrafında huysuz insanları etrafından azalt.

fal-ad1
Berrak Gülenyüz

Berrak Gülenyüz

Kahve falınızda söylenmemiş, gizli kalmış...can alıcı ve isabetli yorumlar yapmak ve Dert Ortağınız olmak için binnazabla.com'dayım sizleri bekiyorum...

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.