Osmanlı’da Türk Kahvesi ve Kaymaklı Kahve

fal-ad1

Merhaba Sevgili Kahve Dostları,

Osmanlı’nın kahve keyfi üzerine binlerce hikayesi ve hatırası vardır. Bunlardan ilki Hürrem Sultan dönemine denk gelmiştir. Hürrem Sultan ya da Hürrem Haseki Sultan’ın gerçek adı Roxelena’dır. Lehistan Krallığı’ın sınırlarında yaşayan 14 yaşındaki genç kız Tatar akıncılar tarafından kaçırıldıktan sonra Osmanlı Sarayı’na doğru uzanan yolculuğuna çıkmış bulunmaktadır. Bir çok esaslı eğitim almış gün görmüş bir hanımefendi haline gelerek padişahın gönlünü kazanmış ve Sultanı olmuştur. Sarayda çoğu valide ve haseki konumdaki hanımlara kök söktürmesiyle anılsa da zekasıyla olduğu kadar güzelliğiyle de dillere destandı. Sultan Süleyman’ın gözünün nuru Hürrem.

Harem ağasının saraydan ayrılma vakti geldiğinde kendine ufak bir kahve dükkanı açmasıyla başlar saraya kahvenin gelmesi. Sümbül ağa Yemen’den gelen lezzet-i şahaneye alışır ve saraya Hürrem Sultan’ına götürür. Bakır güğümde demler ve sultanına ikram eder. Sultan o kadar sever ki saraya gelen Bey ve Hükümdar eş misafirlerine de ikram eder. Giderek kahve ve kahve falı ülkede yaygınlaşır.

Pişirme tekniği farklıydı, pişiminin külde ve güğümde olmasıyla da rağbet görürdü. Tadı bakırda güzel çıkıyor içildikçe burukluğuna lokum eşlik etmeye başlanıyor ve kahve yaygın hale geliyordu Osmanlı’da. Tatar Bey’lerinin hanımlarından Hürrem Sultan’a ziyarete gelenler olurdu, kahvenin tadını aldıkları vakit ona olan hayranlıkları artarken Sultanın kahvesi olarak da adlandırılırdı. Tatarlar kahveyi o kadar benimserler ki, kaymak katarak aç karnına içerek zindelik kazanırlardı. Nitekim sonraları kaymaklı olarak türettikleri kahveyi gelenekleri arasına katacaklardı.

Tatarlar vakti zamanında kendi akıncıları tarafından kaçırılmış olan Hürrem’e karşı içten içe mahçubiyet yaşamışlar. Bunu zamanı geldiğinde aff-ı özrü içinse Mariupol’daki Tatarlar Hürrem Sultan’ın şerefine bir müze açarlar. Müze 2007 yılında Ukrayna’da açılmış. Güğümlerde kaynamış kahvenin hatrına mı, yoksa geçmişteki hatanın telafisi adına mı bilinememektedir. Ne kahveymiş ama demekten alıkoyamadığımız efsane bir geri dönüşümü tarih böyle derlemiştir.

Hikayede bahsi geçen kaymaklı kahve ise Tatarlarda tostakay ile sunulurmuş. Küçük fincandansa büyüğe daha yakın bir tür fincan, kulpsuz ve tabanı dar olanı tercih edilirmiş. Fincanın ağız kısmı geniş olması özelliğiymiş. Kaymaklı kahve; iki tatlı kaşığı kaymak konularak, üzerine bildiğimiz kahve ilave edilip pişirilen kıtlama olarak kullanılan şekeriyle farklı bir tada sahiptir. Kırım Tatar’larının adetlerine göreyse yemeklerden önce içilirmiş.

Geçmiş kendinin araştırılmasını sever, geleceğimizse daha kendi ellerimizde. Kahve şahane sohbet bahaneyse onun da yeri ayrıdır. Ama illa ki kahveden sonra ne olmuş ne bitmişi ya da geleceğimizi de merak ediyorsak o zaman çevirip fincanları binnaz.com’ a geliyoruz.

Gönlünüzden geçenlerin gerçekleşmesi temennisiyle, sevgiler.

fal-ad1
Gizem Sitare

Gizem Sitare

Yorumcu, yoğun sezgisel güçleri ile bilinen akrep burcu mensubu. Uzun yıllar bu özel yeteneği ile takipçilerinin hayranlık duyduğu bir yorumculuk geçmişine sahip.Takipçilerine bu alanda verdiği desteğin ve geri dönüşlerin yaşama ilişkin kendisini motive ettiğini belirten yorumcu bu işi severek ve keyifle yaptığını vurguluyor.Derin ve iz bırakacak yorumları ile binnazabla.com da sizleri bekliyor.

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.