Lapa Lapa Kar!

Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım !!!

Penceremden dışarıya bakıyorum. Saat sabahın erken saati, hava daha aydınlanmamış, sokaklar boş. Mevsim kış, hava karlı. Kar yağıyor usulca, dönüp duruyor kar taneleri dans eder gibi. Yağan kar değil sanki beyaz bir sükut. Gönlüm karıştı gitti bu kar tanelerine. Şimdi yağan kar değil ruhum sanki. Uçuşuyor gönlüm beyaz bir sükut içinde. Yağsın kar buram buram, buğulandıkça baktığım camdan, anlıyorum bu rüyanın beyaz dokusunda ayaz olduğunu. Kışın en güzel yanıdır lapa lapa, huzurla yağan karın pencereden izlenmesi.  Kar tanelerinin beyaz kelebekler gibi ahenkle gökyüzünden dökülmesi ve bahçedeki çam ağaçların gelinlik gibi sarması muhteşemdir.

Sıcak bir ortamdan bu güzel şöleni seyretmesi güzeldir de, ya ısınması bu soğukta. Soğuk havanın ve karın etkisiyle buz gibi havadan korunmak için ne yöntemler kullanılmış günümüze kadar. Çocukluğumda Seyranbağlarına taşınmadan önce, Samur sokakta oturuyorduk. Sokağın köşesinde bir oduncu vardı. Daha kış gelmeden odunları kırar, sıra sıra istiflerdi. Kütüphanedeki kitaplar kadar muntazam olurdu onun odunları. Kömürleri ayrı bir yere koyardı. Sokağı çok güzel bir odun kokusu sarardı. Sobamız vardı o zamanlar. Odunu kömürü doldurur gürül gürül yakardık. Evet sobanın çevresi sıcak olurdu ama diğer odalara girilmezdi soğuktan. Camlar çiçek tutar, sabah kalkınca çiçekler içinde pencerelere uyanırdık.

Babam anlatırdı onun da çocukluğunda “maltız” diye mangala benzer bir ısınma yöntemi varmış. Maltızı ortaya koyarlar, tüm aile etrafında toplanır, ayaklarını uzatır, battaniyelerini de örterler, gece geç saatlere kadar oturup sohbet ederlermiş. Büyük dedem başından geçen olayları hikayelendirir masal gibi anlatırmış. Maltızın çevresini çevreleyen tahtadan bir çerçeve olur ayaklarını ona uzatırlarmış. Maltızın üzerinde patates közler, kahve pişirir, portakal, mandalina kabuğu yakarlarmış. Maltızın içinden aldıkları korları dökme ütülere koyar, ütü yaparlarmış.

Biz de sobamızın üzerinde yapardık aynı şeyleri. Evimiz ısınırken içimiz de ısınırdı. Kaynayan çayımız, hep sıcak suyumuz olurdu. Kestane kebap yapar, ekmek kızartırdık. Ekmeğin kokusu evden dışarı taşar, soğuk kış günlerini sıcak sohbetlerle ısıtırdık. Bir de çıtır çıtır yanan şöminemiz vardı, topladığımız kuru dalları yakardık içinde.

Osmanlı zamanında özellikle konaklarda ve saraylarda büyük ocaklar varmış. Bu ocaklarda yanan odunlardan çıkan közler, mangallara çekilir ısıtılması istenen odalara konurmuş. Tanzimat döneminde Avrupa’ya giden Osmanlı devlet adamları ve aydınlar, Türkiye’de Avrupadaki gibi büyük evler, konaklar yaptırmaya başlayınca, evlerine soba yerleri ve bacalar yaptırmışlar. Güzel çini sobalar kullanılmış. Sobanın Türkiye’ye bir diğer geliş yolu da Rusya olmuş. Rusya’ya gidenler oradan “peçka” denilen bir soba getirmişler. Böylece kısa süre içinde soba bütün Karadeniz illerinde kullanılmaya başlanmış. Zamanla evlerin dışında okullarda, devlet dairelerinde, hastanelerde soba yaygın olarak kullanılmaya başlamış.

Yetmişli yıllardan itibaren odun ve kömür sobalarının külünden, zahmetinden bıkan insanlar gaz sobalarına yöneldi “Vezüv” marka Vezüv yanardağı gibi patlamasına, saman alevi gibi ısısına, gaz kokusuna aldırış etmeden yıllarca kullanıldı. Sonra bir ara ısıtmasa da “kafayı bulduran”(!) katalitik sobalar çıktı piyasaya. Sonra çeşit çeşit boy boy Ufo”lar üretildi. Elektrik faturalarımızın tavan yaptığı dönemlerdi. Onların da modası uzun sürmedi yerini klimalara bıraktı.

Günümüzde artık yerden ısıtmalı evler var. Evin her tarafının aynı ısıda sıcacık olmasının, doğalgazla ısınmanın rahatlığı ve keyfi sürülüyor. Kışın keyfi bu kadarla kalmıyor tabi ki, kardan adamı, kar üstünde kayması, bozası, sahlebi çorbası da cabası.. Bu güzel mevsim anlatmakla bitmez. Her konusu ayrı bir hikaye olur. Diğer hikayeleri de diğer yazılarımda anlatayım sizlere.

Hepinize sıcacık, rahat, keyifli, güzel bir pazar günü diliyorum, benim sevgili kahve dostlarım…

Sevgilerimle

Binnaz ablanız.

Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.