Kar Kış Demeden Erzurum’a!!!

fal-ad1

Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım !!!

images1972 yılının Kasım ayı idi Erzurum’a gidişimiz. Ablamlar, eniştemin mesleği gereği Erzurum Aşkale’de 2 yıllık şark hizmetinde bulunuyorlardı. Ablam 1971 yılının Şubat ayında 2.oğlunu dünyaya getirmişti. Hem Aşkale’yi görelim hem çocukları sevelim diye çok ısrar etmişlerdi Erzurum’a gelin diye. Israrla bu tarihe denk gelen Ramazan Bayramını birlikte geçirmek istediklerini söylüyorlardı. Aşkale’ye gittiklerinden beri her fırsatta onlar Ankara’ya geliyorlardı. Bu sefer durum farklı idi, iki çocuklu olmuşlardı, ve izin de alamıyorlardı. Yollar tehlikeli ve buzluydu. Rahmetli annem ve ben ısrarla gitmek istiyorduk. Yazdığımız mektuplar bir aydan önce ellerine geçmiyor, onların cevabı da bir aydan önce bize ulaşmıyordu. 2 ayda bir haberleşebiliyorduk. 1972 yılında eczacılık fakültesinde okuyan bir öğrenciydim. Yeğenlerimi çok seviyor, onların hasretine dayanamıyor, resimlerini cüzdanımda taşıyordum. Çocuklar tatlı mı tatlı, yaramaz mı yaramazlardı.

O tarihlerde abim de evliydi. Onun da iki kızı vardı. Biri sarışın mavi gözlü, diğeri kara kaşlı kara gözlüydü. Sarışın olana ”Sarı Papatyam” derdik, esmer olana da ”Arabiko”. Kızlar şeker mi şeker, güzel mi güzellerdi. Onlar da istiyordu Ceyda halalarına gitmeyi. Rahmetli babam Burhanettin Gündoğan dayanamadı ısrarlarımıza. O tarihte 1953 model sarı renkli Chevrolet marka bir arabamız vardı. Gemi gibi büyük görünürdü gözümüze. Çok severdik arabamızı. Arabamızın da ismi vardı, ”Sarı Kanaryam” derdi babam arabasına.

palandöken-dağı.28 Kasım günü Bayramdı. Bayramın ilk günü orada olabilmek için arifeden yola çıktık. Sabah erkenden hazırlığımızı yaptık. Annem ve abim önde babamın yanına, ben, yengem ve iki güzel yeğenim arkaya oturduk. Sabah çok erken saatte daha hava aydınlanmadan yola koyulduk. 900 km yol gidecektik. Arabada 2 küçük çocuk olduğu için sık sık mola veriyorduk. Kah acıkıyorlar, kah tuvalet ihtiyacı oluyor, sıkıldıkça ”dede dur ”deyip durduruyorlardı. Dura kalka yol alıyorduk. Kar yağmış her yer karlı ve çok soğuktu. Karayolları araçları yollarda çalışıyor yolları açıyor, karları yol kenarlarına atıyordu. Karların içinden yol alıyorduk.

201120131117522291291_2Öğlen yemeğinden sonra çocuklar kucağımızda uyuklamaya başladılar, yanımızda yastığımız, battaniyemiz sıcak su termoslarımız vardı. Hava kararmaya başladı. Ankara, Kırıkkale, Akdağmadeni, Sivas’ı geçmiştik. Akşam yemeğimizi yiyip çaylarımızı içtik. Yollarda ne bir ışık, ne bir ses vardı. Sadece rüzgarın sesi ve havanın ayazı hissediliyordu. Daha çok yolumuz vardı, babam fazla oyalanmak istemiyordu. Yola koyulduk ama inanılmaz bir kar yağışı başladı. Gözgözü görmüyordu. Silecekler silmeye yetişemiyor, karlar camın üstünde yığılıyor, önümüzü göremiyorduk. Hepimiz heyecanlanmaya ve korkmaya başladık. Her yer bembeyaz parlıyor gözümüzü alıyordu, neresi yol neresi uçurum bilmeden gidiyorduk. Sıradağlar geçit vermiyor her geçen saat kardan yollar kapanıyordu. Ancak santim santim yol alıyorduk. Zara, İmranlı, Akarsu Refahiye yolu üzerindeyken elektrik kontağından sileceklerimiz bozuldu. Yolda beklememiz imkansızdı. Zor da olsa devam etmek zorundaydık. Yeğenlerim battaniyenin altında titremeye ve ağlamaya başladılar. Abim pratik zekasıyla her iki sileceği iple bağladı, ipleri camlardan geçirerek elleriye bir sağ ipi, bir sol ipi çekerek silecekleri çalıştırıyordu. Camlar açık olduğu için arabanın içi de dışarısı kadar soğuk oldu. Bu arada benzin istasyonu veya yardım alacağımız herhangi bir ışık yoktu.

Zar zor Refahiye’ye vardık. Refahiye’deki benzin istasyonunu görünce çok sevindik. Babam hemen benzin istasyonuna yanaştı. Benzin istasyonunu hiç unutamıyorum. İçeride 2 erkek vardı gaz sobasıyla ısınıyorlardı. Üzerinde çay demlemiş içiyorlardı saat geceyarısını çoktan geçmişti. Babam sileceklerle olan şikayetini anlatıp elektrikçi sordu. Elektrikçi benzin istasyonunun yanında bir evde oturuyormuş, haber götürdüler gelsin diye, elektrikçi ava gitmiş daha dönmemiş.” Kar yağışı nedeniyle mahsur kalmıştır birazdan gelir bekleyin” dediler.

erzurumBiz hepimiz arabadan inip benzin istasyonundaki sobanın başına üşüştük. Neredeyse sobayı kucaklamak istiyorduk. Elekrikçinin annesi ve ailesi birarada aynı evde yaşıyorlarmış. Küçük çocuklarımız olduğunu duyunca bizi evlerine davet ettiler. Bu arada saat 03 olmuştu. Artık üşümüyor mosmor ve donmuş vaziyette soğuğu hissetmiyorduk. Daveti hemen kabul ettik. Çoluk çocuk evlerine gittik. Ailesi da ava giden elektrikçiyi bekliyor ve merak ediyorlardı . Evde bir de küçük çocuk vardı, sobaları yanıyor ev sıcacıktı.

manzaraGelinle kaynana akşam için hazırlık yaparken, kaynana gelinine ” Hamuru biraz fazla tut gelin, bakarsın bir gelen olur ” demiş. Gelin hanım da bazlamalarını gözlemelerini fazla fazla yapmış. Bizi Tanrı misafiri diye mükemmel ağırladılar. Tanrı misafiri olmak nasıl güzel bir şeymiş orda anladım. Yer sofrası açtılar bize, yöresel bir kahvaltı hazırladılar. Yoğurt, petek bal, kaşar peyniri, beyaz peynir, pekmez, çay, tereyağ her şey vardı. Orada yediğimiz balın, yağın, yumurtanın tadını hiç unutamadık. Bazlama bu kadar güzel mi kabarır, gözleme bu kadar mı güzel kokar orada tatdık.Sabaha karşı geldi elektrikçi. Başına gelenleri, nasıl avlandıklarını heyecanla anlattı. Biraz sohbetten sonra hemen tamir etti sileceklerimizi. Biz de vakit kaybetmeden yola koyulduk. Hala kar yağıyordu. Refahiye, Erzincan, Üzümlü, Pülümür, Kargın, Tercan ve Aşkale. Daha Aşkale’ye 210 km vardı ve yolumuz uzundu. Bembeyaz dağların arasından geçiyorduk. Yavaş yavaş gün aydınlanıyordu. Manzaranın güzelliğine mi bakalım yola mı dikkat edelim, şaşkın vaziyetteydik.

Öyle cep telefonu yok ki ablamları arayıp haber verelim. Onlar da bizi çok merak etmişler. Ablamları, çocukları görünce tüm yorgunluğumuzu unuttuk. Yaşadığımız heyecan, konakladığımız ev, bize sunulan ikramlar anılarımızda kaldı. İnanılmaz güzel bir Bayram tatili yaptık . O kadar yol gitmişken Erzurum’u da ziyaret ettik. Erzurum’un tarihine ve güzelliğine hayran kaldık.. Dönüş yolumuz daha kolay oldu. Sağlimen evimize döndük.

Erzurum’a gitmediyseniz kesinlikle gidin,

Sivas’ı, Erzincan’ı, Aşkale’yi mutlaka görün..

Yurdumuzun her köşesi inanılmayacak kadar güzel, insanımızın eşi benzeri yok.

Zor şartlar artık geride kaldı, şimdi herşey daha kolay.

Gezip görmeniz dileği ile hepinize harika bir pazar günü diliyorum .

Benim güzel kahve dostlarım…

Sevgilerimle

Binnaz ablanız 🙂

 

fal-ad1
Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

1 Yorum
  1. Çok güzel bir yazı Binnaz ablacığım inan ağladım okurken..Güzel yazılarının devamını diliyorumm..Seni çok seviyor o güzel yüreğinden öpüyorumm..

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.