Geçmişe Üzülmek

Dünde kalana üzülmek yerine yarına olan umudumuzu düşünüp mutlu olmaya çalışalım. Gelgitleri çoktur hayatın her yaşanmışlığa rağmen gülmeyi unutmamak lazım. En çok sana yakışandır masum gülüşünü bırakmak olur mu hiç!

Hedefler o kadar büyük olmadan da acaba aynı şekilde yıpratabilir miydik kendimizi? Kime ve neye göre artırdığımızı bilmeden sonraki hedefler konuşulmaya başlanmışsa, yine o hayaller sadece sevdiklerimizin hayali olduğu için gerçekleşiyorsa ve kendi hayallerimizi kuracak zaman bulamıyorsak, biz kendi yerimizi resmin tamamında bulamıyorsak, mutsuzluğumuz ya saçlarımızdaki aklara ya da yüzümüzdeki çizgilere dönüşmüş olabilir. Dayatılmış olan kalıba girmek uyum sürecini uzatabilir.

Zaman bükülebilir, standartlar değişebilir peki ya içimizdeki enerji kredimiz? Evet işleyen demir pas tutmaz burası tartışılmaz olsa bile yine de ihtiyaç doğrultusunda olduğundan emin olmalıyız. Şişirilen zirve hedefleri onu elde etmek için mücadele eden kişilerin adillikten uzak sunulana sonunda böylesi boyun eğmesi hayal kırıklığı değilse nedir? Bin bir hayalle çıkılmış olan o basamakları eli boş inmek zor gelmeyecekti belki de beklenti o kadar büyük olmasa idi. Hevese bulanmış bir sevinçle o yola çıkılmış olsa dahi ‘’ geldiğim gibi dönüyorum’’ demenin hazzına varabilmek ve olanı/olayı olduğu gibi kabullenmek lazım. İçine atmak istersin ama öyle dolusundur ki zira zerre atsan artık için almaz, bilakis taşmak bile istersin.

Çocuk olursun küçüksün, buluğ çağına erişirsin ergensin, evrilmeye yakınsın gençsin, bir bakmışsın ‘saçlarımdaki aklar boşa ağırmadı ‘sözünü bir çırpıda söyler, bunu ben mi diyorum! diye kendine şaşırırsın. Zaman hızlı geçmiş sadece yaşadıkların kalmış geride birde bir de gençlik. Ne tempoymuş ama öyle değil mi? Gençtik özendik gençlikten olgunlaşmaya yüz tutarken incindik, incittik. Ama öyle ya da böyle bir biçimde olgunluğa ulaştırmadan kimsenin yakasını rahat bırakmadı felek. Yerden yukarı ve yukardan aşağı doğru başa dönüyoruz nihayetinde. Devam edilmesi gereken neyse yaptık her şeyi, kendimize kocaman bir aferin demeliyiz. Önce kendimizi takdir edip, sevip ihtiyacımız kadarını yapmalı ve sınırlarımızı zorlamayı bırakmayı deneyerek kendimize bu hayatın tekrarı olmadığını anımsatmak durumundayız.

İçimizdeki çocuk hep mutlu olabilir, yaşımız kaç olursa olsun. Değerimizi ölçen ve standart oluşturmamızı belirleyen lüksümüz, kazancımız, mesleğimiz, çevremiz olmamalı. Yaşam yüksek bir yapıdır, konfor isteği artıkça ilintili olarak çabada artacaktır o yapının temeli huzur ve sağlıkla oluşmadıkça zemini hep boşlukta olacaktır. Yeri geldiğinde doğa içinde temiz havaya doyamıyorsak lüks duvar kağıtları içinde ambalajı güzel hediye paketi gibi evlerde süs gibi durmanın ne anlamı var.

Çok insan olmayı versin hayatımızda ne olur ki? Efendim? Tutun ki bir elimin parmağı kadar kişi sevse ne çıkar? Az olup güven dolu olması bizi olduğumuz gibi sevenlerle dolu olsa etrafımız daha güzel olmaz mı?  İçten duygularla yanında istese, iyi gün kötü günde yanımızda olsa yeter. Yarış eder gibi zora sokanlar mı almazsan eksikmişsin gibi hissettirmeye çabalayanı mı dersin onlardan çok olacaktır etrafında. Beğendiğin sana rahat gelen koltuğun, elinde sıcacık dumanı üstünde kahve en paha biçilemez zenginliğindir. Onları değil kendi isteklerini öne aldığında çalıştığının, kazandığının zamanının daha verimli olmaya başladığını hissedecek yaşamın yeniden monotonluktan çıktığı ufak tefek sürprizlerin bile tekrar seni mutlu ettiğini göreceksin.

Şuna katılıyorum ki; hedef olmadan rota oluşturulamaz. Lakin, etrafımızda olup biten güzellikleri yaşayamıyor robotlaşma hissi duyuyorsak hayat sıkıcı gelebilir. O bize uymayacak bir kalıp olabilir, ya beklenti imkansız ya biz acele ediyor olabiliriz. Dışardan bakmak lazım kendi hayatımıza.

Durup ‘S vermek lazım bakabilmek için noksanlara.

Hayatın sunduklarını elde etme gailesine düşmüşken öte taraftan kendi isteklerimizi de ertelemiyorsak her şeyin rayında ilerlediğini göreceğiz. Almadan veren bir tek Yaradan’ dır. Ne çok feda edelim ne çok sömürelim. Karmadan kaçış yok, hak eden nasılsa yazısında yazanı alıyor. Biraz daha gayretle fazlası da olur elbette. Keza, kaderin hür iradenle değişir değişmesine de olana razı olacaksan. Azı karar çoğu zarar sözü boşa denmemiş. Olanda da olmayanda da vardır bir hayır. Siz sevgili dostlarımla olan bu paylaşımımı tamamlayacağını düşündüğüm çok sevdiğim dua var ki, onu paylaşmak isterim sizlerle.

“Allah’ım Gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olanları da gönlüme razı eyle…”

Önümüze çıkacak her neyse hangi gezegenin avantajından yararlanabiliriz, engelleri duygu ya da mantıkla mı çözümlemeliyiz bunu öğrenmek için Kişisel Astroloji haritamıza baktırmamız gerekir. İlk fırsatta uzman danışmanlarımızla beraber Siz sevgili takipçilerimizi Astroloji’ye bekliyoruz.

fal-ad1
Gizem Sitare

Gizem Sitare

Yorumcu, yoğun sezgisel güçleri ile bilinen akrep burcu mensubu. Uzun yıllar bu özel yeteneği ile takipçilerinin hayranlık duyduğu bir yorumculuk geçmişine sahip.Takipçilerine bu alanda verdiği desteğin ve geri dönüşlerin yaşama ilişkin kendisini motive ettiğini belirten yorumcu bu işi severek ve keyifle yaptığını vurguluyor.Derin ve iz bırakacak yorumları ile binnazabla.com da sizleri bekliyor.

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>