Binnaz Abla ile Pazar Kahvesi – Ankara’da Eski Kışlar…

fal-ad1

Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım;

Ocak ayında bile yazdan kalma günlerin yaşandığı günümüzde, eski kışların tadı, fotoğraflarda ve anılarda kaldı…
Küresel ısınmanın etkisiyle eski kışlar yok artık…
Ağır kış şartları, kapanan köy yolları, tipi, buzlanma, ve lapa lapa yağan karlar…

O günlerde diz boyu yağan karların içinden kaymak, en büyük zevkimizdi…
Benim çocukluğumun geçtiği bağlara öyle bir kar yağardı ki…
Mutfak tarafındaki kapımızın önüne karlar yığılır kapımız açılmazdı…
O karların içinde boylu boyunca yuvarlanır saçlarımız kar taneleriyle bembeyaz olur, birbirimizin ensesine kartopu atardık…
Ayak değmemiş karların üzerine yatar boyumuzu ölçerdik…
Vücudumuz terden ıslanır, ellerimiz ve ayaklarımız soğuktan kıpkırmızı olurdu…
Hemen sıcacık sobalarımızın yandığı evlerimize koşar üstümüzü değiştirir yine çıkardık…

Çığlık çığlığa birbirimizi kovalar karların üstüne yatardık…
Herkes kendi evinin önüne kardan adam yapar, kiminki daha güzel olacak diye yarışırdık…
O kardan adamlar haftalarca kapının önünde kalır, hiç erimezdi…
Saçaklardan sarkan kılıç gibi buzlar ışığın etkisiyle kristal gibi pırıl pırıl parlardı…

Bağların arasında bembeyaz karların arasından bozacılar geçerdi…
En büyük zevkimiz, buz gibi olmuş bozaları içip boşalan bardağı dilimizle yalamaktı…

12 basamaklı tahta bir merdivenimiz vardı…
Kar yağmaya başlayınca biz üç kardeş hemen dışarı çıkar,
O tahta merdivene, çoluk çocuk hepimiz doluşur, kendimizi yokuştan aşağı bırakırdık…
Taa Doruk ağabeylerin evinin önüne kadar giderdik…
Kaymak çok güzel olurdu da, o tahta merdiveni defalarca yokuşun tepesine taşımak bir zulümdü…

Küçük kızaklarımız da vardı…
Kızaklarımız yokuşu indikçe hızlanır, yıldırım hızıyla düzlüğe inerdik…
Kaç defa kızak kazası geçirdik… Kızaklar bir tarafa , biz bir tarafa savrulurduk…

Bu güzel kış günlerimizin unutulmaz anılarından biri de sobalarımızdı tabi…
Kıpkırmızı olmuş, donmuş elimiz, ayağımız ve yüzümüzle ,
eve geldiğimizde sobalamızın üstünde mis gibi kestane kebap kokusu evimizi sarmış olurdu…
O kestanelerin yanına, yediğimiz portakal ve mandalinaların kabuklarını koyardık…
Sonra sobanın yanındaki divanlara uzanır,
Sırtı okşanmış kediler gibi rehavetle mırıl mırıl yatardık…

İlk okula gittiğim yıllarda oturduğumuz bağa giden muntazam bir yolumuz yoktu.
Kar yolları kapatır, diz boyu karların arasında gıcır gıcır yürürdük…
İlk okul 2.sınıfa gittiğim bir kış günü,
Okuldan çıkıp yokuş yukarı evimize doğru yürürken,
Arkamdan bir atlı araba yetişti…
Kömür yüklü beyaz atlı bir arabaydı, o ağır yükünü ayakları kaymadan yokuşu çıkması için,
arabacı kırbacını habire atın sırtında şaklatıyordu…
Atın burnundan çıkan nefesi ve hızla aldığı soluğun sesinden,
ve arabacının kırbacını şaklatmasından çok korkmuştum…

Kendimden büyük bir çantam vardı..
Elimde çanta, alacakaranlık olmuş, sisli bir havada,
“-Anneeee-” diye bağırdıysam da sesimi duyan olmamıştı…
Atın ayağı kaymış yere düşmüştü… At ayağa kalkmaya çalıştıkça arabacı kırbacı habire şaklatıyordu…
Atın haşmetli görünüşünü ve şaha kalkışını asla unutamam…
Arabacı atını kurtarmak isterken ayağı burkulmuştu.
Herşey bir anda oldu…
Ben dört nala attan da hızlı koşarak bağımıza yaklaşırken annem de yokuşu yarılamış beni karşılamaya geliyordu…
Annemi görünce duyduğum heyecanı ve sevinci, korkudan döktüğüm göz yaşlarını unutamam…

O buzlar şimdi nereye gitti ?
Yıllar mı eritti onları ?
Yoksa kışlar mı terk etti bizleri ?

O güzel bağ evimiz hala duruyor… Oğlum Sertaç da bu güzellikleri yaşama şansını buldu…
O da bu yokuşlardan çok kaydı… Karlarda çok yuvarlandı…
Bir pazar da oğlumla olan anılarımızı anlatayım sizlere sevgili dostlarım…

Hepinize sıcacık mutlu bir pazar diliyor, hepinizi sevgiyle kucaklıyorum…

Binnaz ablanız 🙂

fal-ad1
Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.