Bakmak mı ? Görmek mi ?

fal-ad1

Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım !!!

denemeÖnünde oturduğum pencerenin ferforjelerinden giren ışık masamın üzerinde oyunlar oynuyor sanki. Bu günlerde güneş ışıklarının sınırsız giriş hakkı var penceremden. Ne kadar çok bekledik bu güzel güneşli günleri. Masamda bir fincan ıhlamur çayı, monitör güneşten parlıyor, yazdıklarım görünmüyor ama ne hoş. Şairlere ilham kaynağı olmuş, kokusunda huzur olan ıhlamur ağacının yapraklarına dokundunuz mu, kurutmak için topladınız mı hiç?

Bizim bahçemizde yok ama komşumuzun bahçesindeki ıhlamurun çiçeklerini ve yapraklarını beraber toplarken düşündük, ibret aldık, hem de Yaradana teşekkür ettik. Bu ağaçlar, otlar, mantarlar, çiçekler, yüzlerce, binlerce bitkinin bir arada bulunduğu bu ormanlar. Ağaçlar toprağın kaymasını, nemli kalmasını, selleri durdurmasını, iklimi etkilemesini, yağmurun yağmasını, çok sıcakları, rüzgarı engellemesini, yuva yapan hayvanları? Saymakla bitmeyen sonsuz nimetlerine şükür ettik.

Ihlamur Mayıs ayının baş tacı laleler çiçeklerin kraliçesidir derler, erguvanlar, mor salkımlar, leylaklar derken şimdi ıhlamur zamanı. Ihlamur ağaçları baygın kokusuyla her köşe başında yakalıyor insanı. Kendi baygın kokusundan mest olmuş, gençliğin ağlarına takıp sürükleyen büyülü bir koku bu. Öyle bir koku ki sanki sarmaşık sarıyor bedeni, yüzdürüyor masmavi bir ışık ortasında. Oturduğum semtteki Yaprak Sokağın köşesindeki ıhlamur ağacının mis kokusu ciğerlerime işliyor. Bir tarafta leylaklar, bir tarafta ıhlamurlar.. Her geçişimde ıhlamur ağacının gölgesindeki duvar, “buyurun oturun” der gibi. Köşedeki bu güzel ıhlamur ağacı ve baygın kokusu bana güzel bir hikayeyi hatırlattı.

Bakmak mı ? Görmek mi ?Yolu ilk defa bir kasabaya düşen bir adam, adres sormak için birilerini ararken, gözleri yol kenarına park etmiş bir otomobile takılmış. Arka koltukta oturan on yaşlarındaki çocuğa yaklaşıp:

– Kasabanın fırınını arıyorum, parkın yakınında olduğunu söylemişlerdi ama göremedim demiş.
Çocuk otomobilin penceresini iyice indirip etrafı kokladıktan sonra,
– Aslına bakarsanız ben de buralarda yeniyim demiş. Ama sağa doğru gitmeniz gerekiyor.
– Sen de buralara ilk defa geldiğine göre nasıl sağa gitmem gerektiğini söyleyebiliyorsun?
Çocuk cevap vermiş;
– Çünkü ıhlamurun kokusunu alıyorum. Ayrıca bakın, kuş cıvıltıları da o taraftan geliyor.
– İyi ama bu kuş cıvıltıları ve ıhlamur kokusu oralarda bir park olduğunu göstermez ki! Pekala tek bir ağaçtan da gelebilir.
Çocuk gülümsemiş,
– Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez. Kaldı ki iyice koklarsanız, taze
ekmek kokusunu da alabilirsiniz.

unnamed (3)Adam hafifçe gözlerini kısarak sağ tarafı derin derin koklamış. Yoğun ıhlamur çiçeği kokusuna taze ekmek kokusu karıştığını o an hissetmiş. Doğru galiba! diye söylenerek tekrar çocuğa dönmüş. Teşekkür etmek için elini uzatmış, fakat çocuk kıpırdamamış, boşluğa doğru bakmayı sürdürmüş.

Adam o zaman anlamış çocuğun görme engelli olduğunu.
– Afedersin delikanlı demiş, ne dediğinin farkında olmadan, ”Galiba görmüyorsun.” – Evet demiş çocuk. Üç yıl önce geçirdiğim trafik kazasında gözlerimi kaybettim. Duydum ki dünya çok güzelmiş gündüzü aydınlatan güneş, geceyi aydınlatan ay ve yıldızlar, masmavi denizler, gökyüzü ve dalgalar, bahar geldiği zaman renk renk açan çiçekler, laleler, güller, menekşeler, çayır ve çimenler, hepsi de çok güzelmiş, bunların hiç birinin seyrine doyum olmazmış.. Güneş doğarken ayrı, batarken ayrı bir güzellik sararmış dünyayı. Koyunlar, kuzular, cıvıl cıvıl öten kuşlar güzellik senfonisine ayrı bir renk katarmış.. Ama ben, anlatılan bu güzelliklerin hiçbirini görmedim, onları hep kendi karanlık dünyamda yaşadım. Kokuları hissedip dünyayı içime çektim. Siz herhalde görüyorsunuz efendim.

unnamedAdamın gözleri dolu dolu olmuş, -Artık emin değilim, emin olduğum tek şey senin benden daha iyi gördüğündür- demiş ve teşekkür edip fırına doğru yürümüş.

“Bir bakışta” anlarız ya her şeyi, oysa hayatta görmeden ilerleyen, başaran insanlar da var. Yeryüzünün en güzel şeyi olan denizi, sesiyle, dalgasıyla, denizin kokusuyla hissedemezseniz ne güzelliği kalır sadece mavi bir suya bakmanın. Göz görmeyince görevini kulaklar ve yürek yükleniyor.

Duygular vardır çeşit çeşit tarifleri zordur. Kulak duyar, ten dokunur, gece yaşanır, ya yürek? Yürek hissetmek ister. Hissetmedikten sonra ne yaşadığını, gerçekten yaşamış olmazsın ki.

Her anınızı doya doya saniye saniye hissederek yaşamanız dileği ile hepinize keyifli mutlu harika bir pazar günü diliyorum benim sevgili kahve dostlarım.

Sevgilerimle

Binnaz ablanız 🙂

fal-ad1
Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.