Yazın Son Ayı Ağustos


Merhabalar Sevgili Kahve Dostlarım !!!

Yazın Son Ayı Ağustos...Yaz mevsiminin son ayı Ağustos bütün sıcağını toplamış üflüyor sanki. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı kavuruyor adeta.

Güneşin zirvelerde hüküm sürdüğü, gün batımlarının turuncuya, sarıya döndüğü muhteşem bir aydır Ağustos. Gecelerinde yel esmez, yaprak kıpırdamaz, uykusuz bırakır insanları. Aydınlığı çok uzun günlerinin, güneşin, sıcağın, çoşkunun en zirvelere kadar çıkıp, sonra zirveden yerini sonbahara bırakır.

Yazın Son Ayı AğustosGenelde güneydeki bütün kentlerde sıcaklıklar birbirine yakın olsa da Adana sıcağının üzerine sıcak görmedim diyebilirim. Nemin az olduğu kentlerde gündüz sıcak olmasına rağmen gölgeler ve geceler serin olur.

Bir Ankaralı olarak gündüz sıcaktan kavrulsak da geceleri serin esen bahçelerde mutlaka bir hırka alırız omuzumuza.

Rahmetli annem Ayşe Gündoğan Adanalı idi. Annem babamla evlenip Ankara’ya yerleşmiş ama halaları yaşıyordu Anada’da. Yaz tatillerinde Adana’ya gider onları ziyaret ederdik. Çocukluğumu hatırlıyorum da bırakın klimayı, vantilatör bile olmadan yaz geçerdi. Tabi o zaman her yer narenciye bahçeleri ile doluydu. Büyük halalarımın portakal bahçeleri vardı. Sıra sıra ağaçlarda turuncu portakallar sallanır kokusu etrafı sarardı. Gündüzleri sıcak olsa da akşamları tatlı bir serinlik çökerdi. O zamanlar anlamsız yükseklikteki binalar duvar gibi dikilmezdi akşamüstü çıkan serin meltemin önüne. Esen yel narenciye bahçelerinin inanılmaz aromatik portakal, turunç kokularını taşırdı çevreye.

Yine böyle bir Ağustos ayında gitmiştik Adana’ya. O zamanlar böyle otobanlar yok Ankara, Adana istikametinde tek yol var o da tozlu topraklı, arkadan sollayan bir arabanın tozu dumanı içinde kalan bir yol. Babamın 1953 model Chevrolet marka arabasıyla ailece yola çıktık. Hava o kadar sıcaktı ki, araba sık sık su kaynatıyor, çok sık aralıklarla duruyor, arabayı dinlendiriyor suyunu tazeliyorduk. Bir çeşme başı görünce hemen mola veriyor, başımızı suyun altına tutuyorduk. Gün boyu yol aldık. Toroslardan geçerken yol ayırımında yolu şaşırdı babam. Navigasyon yok, harita yok, tabela yok sora sora giderken şaşırdık işte. Gece karanlığında bir kervansaraya vardık, ışıklarının yandığını görünce çok sevindik. o geceyi orada geçirdik. Tozdan bembeyaz olmuştuk. Sabah kahvaltıdan sonra yolumuza devam ettik.

Adana’ya çok az bir mesafe kalmıştı, aniden şiddetli sağanağa yakalandık. Silecekler yağmurun hızına yetişemiyor, önümüzü göremiyorduk. Zor da olsa halamların evine vardık. O yağmurda sırılsıklam olmuş bir vaziyette kapıda karşıladılar bizi. “Rahmeti de beraberinizde getirdiniz” diye çok sevinçlilerdi. Susuz toprak kana kana içiyordu suyu. Adana’yı, Ağustos ayını, sıcağı da seviyorum. Biliyorum ki bu sıcaklar da geçici. Yaz yağmurları ile serinleyeceğiz…

Bu güzel Ağustos gününde sizlere, keyifli harika bir pazar günü diliyorum, benim sevgili kahve dostlarım…

Sevgilerimle,

Binnaz ablanız…

Binnaz Abla

Binnaz Abla

Dubaiden Singapura kadar çok geniş bir takipçi kitlesine sahip. Sahip olduğu üstün iletişim becerisi, güçlü sezgileri ve yaşam tecrübesi ile 40 yıllı aşkın bir yorumculuk geçmişine sahip. Sahip olduğu pozitif enerjiyi, olağan üstü sezgileri ile birleştirerek takipçilerine ışık oluyor

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz. HTML <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>